|
iCMA
icmâ
lügatte, toplama, ittifak etme manalarına gelir.
Terim anlamı ise; ümmet-i Muhammed'den bir
asırda gelen müçtehitlerin dinî bir hüküm
üzerinde birleşmeleridir. Görülüyor ki tıpkı
sözlük anlamında olduğu gibi icmanın terim
anlamında da bir birlik söz konusudur. Yalnız bu
ittifaktan maksat müçtehitlerin ittifakıdır.
Çünkü bunlar ilim ve irfan noktasında ümmet-i
Muhammed'in en büyükleridir. icmanın şartı da,
içtihada ehil olanların ittifakıdır. Artık
müçtehitlerin ittifak ettikleri şey şer'i bir
hüküm olur. icmanın gerçekleşmesi bütün
müçtehitlerin ittifakına bağlıdır. Bu
müçtehitlerden birisi dahi muhalefet etse, icma
gerçekleşmez. Zira, ihtimaldir ki hak, o
muhalefet eden müçtehidin elinde olsun. Bundan
anlaşılıyor ki icmanın en büyük şartı ittifak
yani birliktir.
Bir asırda bulunan müçtehitlerin bir hâdisede
ittifakları ve bu ittifaktan müslümanların
haberdar olması aklen mümkin ve vakidir. Nitekim
Ashab-ı Kiramın bazı meselelerde ittifak etmiş
olması kesinlikle sabittir. Ümmet-i Muhammed'in
en kudretli temsilcileri olan müçtehitlerin bir
meselede ittifak etmeleri bir hüccettir. Böyle
bir ittifakın şer'an bir hüccet sayılması bu
ümmete ilâhi bir ikramdır.
icma-i ümmet için bir çok deliller
getirilmiştir. Bunların en meşhurları; "Kim
kendisine doğru yol besbelli olduktan sonra
Peygambere muhalefet ederse, mü'minlerin
yolundan başkasına uyup giderse onu döndüğü o
yolda bırakırız. (Fakat ahirette de) kendisini
cehenneme koyarız. O, ne kötü bir yerdir."
âyet-i kerimesiyle "Ümmetim dalalet üzerine
toplanmaz" hadis-i şerifleridir. Diğer bir
hadis-i şerifte de "Müslümanların güzel
gördüğü şey Allah'ın indi manevisinde de güzel
görülmüştür." buyurulmaktadır.
icmanın hükmünde hata ihtimali yoktur. icma
gerçekleştikten sonra ona muhalefet edilmez,
çünkü çoğunluğa muhalefet büyük bir hatadır.
|