islami sohbet, islami chat, islamisohbet, dini sohbet, dini chat islami sohbet, islami chat, islamisohbet, dini sohbet, dini chat
Sunucu KuRaLLaRi
Hz.Muhammed
Peygamberler
Son Peygamber
Abdest & Gusül
Hadis-i & ŞerifLer
İSlamın Şartları
İmanın Şartları
KıYaMet GüNü
Dini BiLgiLer
Dini Hükümler
Dinimiz İsLam
Dini Tabirler
Dini Yasaklar
Bereat KanDiLi
MiRac KanDiLi
MevLid KanDiLi
KaDir Gecesi
ReGaib KanDiLi
Mahrem Konular
Meraklı Konular
iSLamda Evlilik
Dini Hikayeler
Dini Fikralar
Cennet & Cehennem
Vesvese ve Çareleri
Kurban Ve Bayram
Oruç Ve Ramazan
Hanım Sahabiler
İtikadi Konular
Kaza ve Kader
Kabir Hayatı
Ruya TabirLeri
Esma-ül Hüsna
GuzeL SozLer
Ruh Nedir
MeLekLer
Mektubat
Dualar
Hac
Ölüm Ve Ahiret
Namaz
Şeytan Nedir
Sihir Ve Büyü
Zekat
SiyeR
Sağlık
Tevhid
Tasavvuf
Tevekkul
Niyet
BayBurt
Kozmik Bilim
İSlamiYet
iSLamYoLuM
HaberLer
HemZiyaret HemTicaret
KatogoriLer
Mini Sözlük
 
iSLami Sohbet, iSLami Chat, Sohbet, Chat Sitesine Hoş Geldiniz.... iyı SohbetLer Dileriz
   Sohbet Girisi
Rumuz
Şifre
mirc
Dini BiLgiler

SuaL: Bayramda neler yapmak gerekir?.. 

CEVAP: Bayramda erken kalkmak, gusletmek, misvak kullanmak, güzel koku sürünmek, yeni ve temiz elbise giymek, sevindiğini belli etmek sünnettir. Bayram günü yüzük takmak, karşılaştığı müminlere güler yüzle selam vermek, fakirlere çok sadaka vermek, İslamiyet’e doğru olarak hizmet edenlere yardım etmek, dargınları barıştırmak, akrabayı, din kardeşlerini ziyaret etmek, onlara hediye götürmek sünnettir. Bayram gecelerini ihya eden, büyük saadete kavuşur. Bir hadis-i şerif meali şöyledir 

(Bayram gecelerini ihya edenin kalbi, kalblerin öldüğü günde ölmez.) [Taberani] Dargın olanların, bayramı beklemeyip, hemen barışması gerekir. Allahü teâlâyı ve Peygamber efendimizi seven, insanların kusurlarına bakmaz, hoşgörülü olur. İyi insan [mümin], herkesle iyi geçinir. Başkalarına sıkıntı vermediği gibi, onlardan gelecek eziyetlere de katlanır. Bir kusuru için kimseye darılmamak gerekir

Bayramda küs durulmamalı Dargınlık olsa bile üç günden fazla sürmemelidir. Şayet bayrama kadar süren bir dargınlık olduysa, daha fazla gecikmeden barışmalıdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Birbirinizle münasebeti kesmeyin! Birbirinize arka çevirmeyin! Birbirinize kin ve düşmanlık beslemeyin! Birbirinizi kıskanmayın! Ey Allah’ın kulları kardeş olun! Bir Müslümanın diğer kardeşine darılarak üç günden çok uzaklaşması helal değildir.) [Buhari] (Müslümana üç günden fazla dargın duran, Cehenneme gider.) [Nesai] (Birbirine dargın iki kişiden, hangisi önce selam verirse, günahları affolur. Verilen selamı öteki almazsa, bu selamı melekler alır. Selam almayana da şeytan, sevinerek iltifatta bulunur.) [İ. Ebi Şeybe]

Müminin kardeşine üç günden çok dargın durması caiz değildir. Üç gün sonra, ona selam verip hatırını sormalıdır. Onun selamını alırsa, birlikte sevaba ortak olurlar. Selamını almazsa günaha girer. Selam veren de, küs durma mesuliyetinden kurtulmuş olur.) [Ebu Davud] (İki kişi, birbirine dargın olarak ölürse, Cehennemi görmeden Cennete giremez. Cennete girseler de birbiriyle karşılaşamazlar.) [İbni Hibban]

Din kardeşiyle bir yıl dargın duran, onu öldürmüş gibi günaha girer.) [Beyheki] (Ameller, pazartesi ve perşembe günleri Hak teâlâya arz olunur. Hak teâlâ da, kendisine şirk koşmayan herkesi affeder. Ancak bu mağfiretten birbirine kin tutan iki kişi istifade edemez. Hak teâlâ “O iki kişi barışıncaya kadar amellerini bana getirmeyin” buyurur.) [İ. Malik] Bayram ziyaretleri

SuaL: Bayram ziyaretlerinde neye dikkat edelim, önce kimleri ziyaret edelim?

Cevap: Fasık olan, günah işlememize sebep olacak akrabayı ziyaret lazım değildir. Fakat salih olan akrabayı ziyaret gerekir. Salih arkadaşları ziyaret de çok sevaptır. Ziyaret, yalnız Allah rızası için olmalıdır. 

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

Bir kimse, köydeki arkadaşını ziyarete gider. Hak teâlâ, buna bir melek gönderir. Melek o adama der ki:

Böyle nereye gidiyorsun?

Bu köyde bir arkadaşım var. Onu ziyarete gidiyorum

Bunun sana bir iyiliği, bir yardımı dokundu da onun için mi gidiyorsun?

Hayır, sırf Allah rızası için ziyaretine gidiyorum.

Müjdeler olsun sana! Beni Allahü teâlâ gönderdi. Hiçbir karşılık beklemeden arkadaşını ziyarete gittiğin için Allahü teâlânın sevgisine mazhar oldun.) [Hakim]

Bir din kardeşini ziyaret edene bir melek, “Ne mutlu sana, Cennete girmiş oldun” der. Hak teâlâ da buyurur ki: (Benim için ziyaret eden kuluma, Cennette hoşlanacağı mükafatlar vereceğim”) [Bezzar]

Hiç bir kul yoktur ki, din kardeşini Allah için ziyaret etsin de, bir melek, “Ne iyi ettin, Cennet sana helal olsun” demesin. Allahü teâlâ da buyurur ki: “Kulum beni ziyarete geldi. Bana da onu ağırlamak düşer.) [Ebu Ya’la]

Din kardeşini ziyaret eden, dönene kadar, rahmet içindedir.) [Taberani]

Cennette öyle güzel köşkler vardır ki, bunlar, birbirini Allah için ziyaret eden, Allah için sevip yardım edenler için hazırlanmıştır.) [Taberani]

Bir mümini ziyaret için evinden çıkana, 70 bin melek, “Ey Rabbimiz; senin rızan için ziyarete giden şu kuluna rahmet et” diye dua eder.) [Ebu Nuaym]

Bir müslüman, müslüman kardeşini ziyaret edince, 70 bin melek “Ey Rabbimiz, senin rızan için ziyaret eden bu kulundan razı ol” diye dua ederler.) [Taberani]

Din kardeşini, sırf Allah rızası için ziyaret eden Cennettedir.) [Taberani]

Din kardeşini ziyaret edene Cennette bir derece verilir.) [Ey Oğul İlm.]

Ziyaretçinize ikram edin!) [Harâiti]

Mümin kardeşini ziyaret edip müsafeha eden, ellerini ayırmadan her ikisinden Hak teâlâ razı olur. Ağaçtan yaprak dökülür gibi, günahları dökülür.) [Ey Oğul İlm.]

Ziyareti aralıklı yap ki muhabbeti artırasın!) [Bezzar]

Hikmet ehli diyor ki:: Ziyareti terk etme, seni unuturlar. Pek sık da gitme senden bıkarlar

Arşın etrafında nurdan kürsülerde, nur gibi parlayan insanlara Peygamberler ve Şehidler gıpta ederler. Bunlar, Allah için birbirini seven, Allah için buluşan, Allah için birbirini ziyaret edenlerdir.) [Nesai]

Allahü teâlâ buyurur ki: Benim için birbirini ziyaret eden, benim için birbirini seven, benim için veren, benim için birbirine yardım eden, sevgime mazhar olur.) [Hakim]

Allah için sevdiği arkadaşının ziyaretine gidene, ardından bir melek, “Ne güzel iş yapıyorsun, Cenneti hak ettin” der.) [Tirmizi]

Allah rızası için müslümanı ziyaret etmek çok sevaptır. Âlimi, fakiri ve salih akrabayı ziyaret daha çok sevaptır

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:: Zengini ziyaret eden saim ve kaim sevabı, fakiri ziyaret eden ise, fi sebilillah cihad sevabı alır, her adımı Allah yolunda atılan adıma denk olur.) [Deylemi]

Saim; oruçlu, Kaim; gece ibadet eden. Fi sebilillah; Allah yolunda, Allah rızası için

Âlimi ziyaret eden, beni ziyaret etmiş gibi sevap alır.) [Taberani]

Sıla-i rahm, kendisinden kesilen akrabasını arayıp ziyaret ve iyilik etmektir.) [Tirmizi]

Rızkının bol, ömrünün uzun olmasını isteyen, sıla-i rahm etsin!) [Buhari

Sıla-i rahm, malı çoğaltır, ailede sevgiyi artırır ve ömrü uzatır.) [Taberani]

Salih akrabayı hiç olmazsa, haftada veya ayda bir ziyaret etmeli, kırk günü geçirmemelidir! Uzak ülkede ise mektupla, telefonla gönlünü almalı, dargın ise barışmalıdır. Ev sahibi imam olur. Yahut onun tayin ettiği zat imam olur. Bir kimse, layık olsa da, teklif edilmeden ziyarete gittiği yerde imamlığa geçmemelidir

Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Bir kavmi ziyarete giden, onlara imamlık yapmasın!) [Tirmizi]

SuaL: Her davete gidilir mi?

Cavap: Yemekte günah işleniyorsa gidilmez. Fakirlerin davetine gitmeyip de zenginlerinkine gitmek kibirdendir. Kendinden aşağı olanları ziyaret etmek de tevazu alametidir.

Düğün yemeğine davet olunanın gitmesi sünnet, başka ziyafetlere gitmek müstehaptır. Bazı âlimler ise, (Düğün yemeğine gitmek vacib, diğer davetlere gitmek sünnettir) demişlerdir. Müslümanın müslüman üzerindeki beş haktan biri, davetine icabettir. Yani davetini kabul edip gitmektir. Hadis-i şerifte, (Davete icabet ediniz) buyuruldu. (Müslim) Külfete girenin davetine gitmek gerekmez. Cimrinin davetine de gitmemelidir!

Hadis-i şerifte buyuruldu ki: Her davete gidilir mi?

Cömerdin yemeği şifa, cimrinin yemeği hastalıktır.) [Dare Kutni]

Samimi olarak davet edilen yere gitmelidir! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

Davete icabet etmeyen, Allah’a ve Resulüne asi olmuş olur.) [Buhari]

Müslüman kardeşine ikram eden, Allahü teâlâya ikram etmiş olur.) [İsfehani]

(İki kişi birden davet ederse, kapısı yakın olana icabet et! Çünkü kapısı yakın olanın hakkı daha önce gelir.) [Buhari

Bayramda herkesin eli öpülür mü, yani kimlerin eli öpülür, kimlerin eli öpülmez?: Her davete gidilir mi?

Cevap: Herkesin eli öpülmez. Ana-babanın, bir de âdet olduğu için yaşlı akrabaların elini öpmek caizdir

Arkadaşın elini öpmek haramdır. Kadın kocasının elini öpebilir, fakat, kendine namahrem yani yabancı erkeğin, erkek de yabancı kadının, zaruret olmadıkça, elini öpemez

Soru: Eli öpülmesi caiz olan kişilerin, ellerini öperken, alna değdirmek caiz midir?

Cevap:Değdirmek gerekmez, değdirilirse de, âdet olduğu için mahzuru olmaz.

Namaz kılmayanın iyilikleri

SuaL:Namaz kılmayanın hiçbir iyiliğine sevab verilmez ve haram işleyenin ibadetleri kabul olmaz) deniyor. Allah iyiliklerimizi niye zayi ediyor ki?

Cevap:Allahü teâlâ iyilikleri zayi etmez. Kimseye haksızlık etmez. Namaz kılmamak en büyük günahlardan biridir. Yani namaz kılmamak haramdır. (Haram işleyenin ibadeti kabul olmaz) demek, o ibadet için bildirilen büyük sevablara kavuşamaz, yani sevablarının hepsini muhafaza edemez; çünkü günahlar bu sevapları azaltır demektir.

Yoksa hiç sevab alamaz demek değildir. Her ibadetten sevab alınır; ama işlenen haramlar sevabları alıp götürür. Diyelim ki, oruç tutana 70 birim sevap veriliyorsa, içki içene de 70 birim günah yazılıyorsa, orucunu içkiyle açan 70 sevab kazanırken, içki içince 70 günah yüklenir ve sevabsız kalır. Eğer oruç tutmasaydık, içki günahı artı olarak kalacaktı. Orucun, içki günahının affına sebep olması yetmez mi? Günah işleyenlerin de ibadetlerini aksatmamaları gerekir. Başka günahlar da işlemişse sevabları eksilere iner. Namaz kılmamak bin birim günah ise, ne kadar çok iyilik ve ibadet edersek edelim, bin birimi bulamayız. Nafile ibadetler farzların yanında denizde damla bile olmadığı için, yapılmayan farzların günahları bu iyilikleri alır götürür, insan hiç iyilik etmemiş duruma düşer. İşte, (İyiliklerine sevab verilmez veya haram işleyenin ibadetleri kabul olmaz) bu demektir.

Kaza namazı olanın nafile namazları kabul olmaz) demek de böyledir. Farzı tehir edip nafileyle meşgul olunca, farzı tehir etme günahı, nafile namazın sevabından fazla olduğu için nafile namazları boşa gitmiş olur. Yoksa nafile namaz kıldığı için elbette sevab alır; fakat zararı kârından pek çok olur. Çünkü farzın yanında nafileler, denizde damla bile değildir. Yukarıdaki bilgiler, itikadı düzgün olan yani ehl-i sünnet itikadındaki müslümanlar içindir. Ehl-i sünnet itikadında olmayana bid’at ehli denir. Bunun yaptığı ibadetleri sahih olup da, borçtan, azabından kurtulursa da, vaat edilmiş olan sevablarına kavuşamaz. Ahirette, dünyada yapmış olduğu iyiliklerin, hayrat ve hasenatının karşılığına kavuşamaz. (Cennet Yolu İlmihali)

Soru: Kur’anda, (Zerre kadar hayır işleyen sevabını, zerre kadar şer işleyen de cezasını görür) denirken, kâfir – Müslüman, salih – fasık ayrımı yapılmıyor. Salih, fâsık, bid’at ehli ve kâfir ayrımı yapmak doğru mudur?

Cevap:Elbette doğrudur. Yapılan iyilik ve ibadetlere sevab alabilmek için, önce iman şarttır. İmansız amel makbul değildir. İmanın da düzgün olması yani Ehl-i sünnet itikadında olması şarttır. Bid’at ehli, ahirette, yaptığı ibadetlerin ve hayır hasenatın sevaplarına kavuşamaz.

Türkiye’de oy kullanma yaşı 18’dir. Milletvekili seçilme yaşı 25?tir. Şimdi 17 yaşındaki bir gencin, (18 yaşındaki gençler, oy kullanıyorlar da, ben niçin oy kullanamıyorum. Bu ne adaletsizlik) demeye hakkı var mıdır? 20 yaşındaki bir gencin de, (25 yaşındakiler milletvekili adayı olurken, ben niye olamıyorum) demesi normal midir? Bir avukatın, (Bana niçin doktorluk yaptırmıyorlar) demesi, bir doktorun da, (Bana niçin avukatlık yaptırmıyorlar. Böyle adalet olmaz) demesi normal midir? Birçok ülke, pasaportu olmayan kimseyi geri çeviriyor, ülkesine koymuyor. Pasaportsuz birinin, (Herkes gidiyor, beni niye koymuyorlar? Bu ne adaletsizlik) demesi elbette yanlıştır.

Dinin sahibi de Allahü teâlâdır. Kuralları koyan Odur. Birkaç ayet-i kerime meali şöyledir: (Kâfirlerin faydalı işleri fırtınalı bir günde rüzgârın savurduğu küller gibidir. Ahirette o işlerin hiç faydası olmaz.) [İbrahim 18]

Deki: Size en çok ziyana uğrayanları haber verelim mi? Onlar dünya hayatında iyi işler yaptıklarını sandıkları halde, çabaları boşa giden kimselerdir. İşte onlar, Rablerinin âyetlerini ve Ona kavuşmayı [dirilmeyi, hesabı, ceza ve mükâfatı] inkâr eden, bu yüzden amelleri boşa giden kimselerdir. Onlar için, kıyamet günü, hiç bir terazi tutmayız. [İyilikleriyle kötülüklerini ölçmeyiz çünkü amelleri boşa gitmiştir, tartıya girecek makbul şeyleri kalmamıştır

Kâfirlerin iyi işleri engin çöllerde görünen seraba benzer. Susayan kimse onu uzaktan su sanır; ama yanına varınca, umduğunu bulamaz

Allahü teâlânın nimetleri, iyilikleri, her an insanların iyisine, kötüsüne, kâfir müslüman herkese gelmektedir. Herkese mal, evlat, rızık, selamet ve her iyiliği ayrım yapmadan göndermektedir. Çalışanın emeğini zayi etmemektedir. Mal sahibi, sıhhat sahibi, evlat sahibi, rızık sahibi çok kâfir vardır. Kâfirlere yaptıkları iyiliklerin karşılığı dünyada verilmektedir

Bir âyet-i kerimenin açıklamalı meali şöyledir::Görüşleri kısa, akılları eksik olanlar, ahireti düşünmeyip her iyiliği, şöhret, mevki ve hürmet gibi dünya rahatlıklarını ve lezzetlerini kazanmak için yapıyor. Bu yaptıklarının karşılıklarını dünyada kendilerine tamamen verir, umduklarından birini esirgemeyiz. Bunların ahiretteki kazançları, yalnız Cehennem ateşidir; çünkü iyiliklerinin karşılıklarını almışlardır. Alacakları yalnız, bozuk niyetlerinin karşılığı olan Cehennem ateşi kalmıştır. Hırs ve şehvetleri için, gösteriş için yaptıkları iyilikleri ahirette kendilerine yaramayacak, bunları Cehennemden kurtaramayacaktır

Bununla beraber, dünyada herkese iyilik etmiş, cömert kâfirle, herkese zulmetmiş bir kâfir aynı cezaya çarptırılmayacaktır. Cehennemin yedi tabaka olması da bunu göstermektedir. Bir münafıkla, bir mürtedle, dünyada iyilikleri görülen kâfirler aynı yerde azap görmeyecektir

Bir hadis-i şerif meali şöyledir:: Kıyamette en şiddetli azabı, zalim hükümdar görür

Zalim değilse, cömertse, insanlara iyilik etmişse, zalime göre daha hafif azap görür. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:

Allahü teâlâ, Cehennem bekçisine, cömert kâfir için, “Bunu cömertliği derecesinde hafif yere koy” buyurur.) [Deylemi, Ebu-ş-şeyh]

Neticede herkes yaptığı iyiliğin de, kötülüğün de karşılığını görür.

Fâsık müslümanlar yani itikadı Ehl-i sünnet olup da, günah işleyen müslümanlar, kâfirler gibi değildir; ancak onların günahları sevablarından çok olursa onlar da zarara uğrayanlardan olur. Sevabları çok olursa, Cennete gider

Ehl-i sünnet ve ihlâslı kimsenin işlediği sevablar ise çok değerlidir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir

Yemin ederim ki, bir kimse, Uhud dağı kadar altın sadaka verse, Eshabımdan birinin bir avuç kadar arpa sadakasının sevabına kavuşamaz.) [Buhari]

Eshab-ı kiramın imanları çok kuvvetli ve ihlâsları çok fazla olduğu için böyle sevablara kavuşuyorlar. Eshab-ı kiramdan bazıları diğerlerinden daha yüksektir. Bunun için Hazret-i Ebu Bekir’in verdiği bir avuç hurmanın sevabıyla, diğer sahabeden birinin verdiği bir avuç hurmadan alacağı sevab arasında dağlar kadar fark vardır.

Bir fâsık Uhud dağı kadar altın sadaka verse, salih müslümanın ihlâsla verdiği bir avuç arpadan değerli olamaz. Bid’at ehlinin ise hiçbir iyiliğine sevab verilmez.

Günah işlemek ve iman

Soru: Günah işlemek ve işlemeye devam etmek insanın imansız ölmesine sebep olmaz mı?

Cevap:Büyük günahları işlemek ve devam etmek insanı küfre sürükleyip.imansız ölmesine sebep olabilir

Soru: Büyük günahlar nelerdir?

Cevap:Büyük günahlardan bazıları şunlardır: 1- Bid’at sahibi olmak

2- Günah işlemeye devam etmek

3- Müslüman olduğuna şükretmemek

4- İmansız ölmekten korkmamak

5- Zulmetmek

6- Anaya-babaya âsi olmak

7- Doğru olsa da çok yemin etmek

8- Namazı öğrenmeye ve çoluk-çocuğa öğretmeye önem vermemek 9- İçki içmek 10- Yalan yere evliyalık taslamak

11- Günahını küçük görmek

12- Kendini beğenmek

13- İlim ve ibadeti ile kendini üstün görmek

14- Haset etmek

15- Tecrübe etmeden bir kimseye iyi demek

16- Yalana, gıybete devam etmek

17- Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarından uzak durmak

18- Kâfir olsa da komşusuna eziyet etmek

19- Dünya işleri için, çok sinirlenmek

20- Büyü yapmak

21- Salih olan mahrem akrabayı ziyareti terk etmek

22- Allahü teâlânın sevdiklerini sevmemek; sevmediklerini sevmek

23- Mümin kardeşine üç günden fazla kin tutmak

24- Zina veya livata yapmak

25- Açık saçık giyinmek

26- Katillik

27- Hırsızlık

28- Uyuşturucu madde kullanmak

29- Gasp

30- Ramazan orucunu, açıktan yemek

31- Zaruretsiz faiz vermek

32- Haksız yere yetim malı yemek

33- Ölçü ve tartıda hile yapmak

34- Namazı vaktinden önce veya sonra kılmak

35- Kalb kırmak

36- Rüşvet almak

37- Malın zekatını ve uşrunu vermemek

38- Canlı hayvan ateşte yakmak

39- Kur’an-ı kerimi öğrendikten sonra, okumasını unutmak

40- Allah’ın rahmetinden ümidini kesmek

41- Hainlik etmek

42- Eshab-ı kiramdan herhangi birisini sevmemek

43- Namuslu kadına, kötü kadın demek

44- Müslümanlar arasında söz taşımak

45- Avret yerini açmak veya başkasının avret yerine bakmak

46- Emanete hıyanet etmek

47- Cimrilik

48- Dünyaya düşkünlük

49- Allahü teâlânın azabından korkmamak

50- Haramı haram helali helal bilmemek

51- Falcıların falına inanmak

52- Kadına, kıza yani harama bakmak

53- Kadınların erkek, erkeklerin kadın elbisesi giymesi

54- Ettiği iyiliği başa kakmak

55- Allah’tan gayriye yemin etmek. Mesela çocuğumun ölüsünü öpeyim gibi

56- Küçük günahı işlemeye devam etmek

57- Bir namaz vaktini kaçıracak zaman kadar cünüp durmak

58- Çalgı çalmak ve dinlemek

59- İntihar etmek

60- Dinini öğrenmemek.

Soru: Günahı önemsiz saymak ne demektir, nasıl olur?

Cevap:Günahı önemsiz saymanın ne demek olduğu çok kimse tarafından bilinmemekte, bu yüzden günahkârlara kâfir denmektedir. Mesela (İçki içmeye devam eden kimse, haram olduğuna önem verse, içmez, açık gezen bayan, bunun haram olduğuna önem verse kapanır. O halde bunlar, işlediği günahlarına üzülmedikleri, yani haramı önemsiz saydıkları için kâfirdir) demek yanlıştır.

Üzülmeyen, önem vermeyen kâfir olur ama, üzülmek, önem vermemek ne demektir? Mesela namazını kılan bir bayan, açık gezmenin günah olduğunu biliyorsa, (Kapanmak Allah’ın emri, kapansak iyi olur ama, bu zamanda kapanamıyoruz) derse, bu bayana kâfir denmez. Bunun gibi içki içen kimse de, (İçki haramdır, fakat alıştık bırakamıyoruz) derse, bu kimseye kâfir denmez

Aksine, hiç içki içmeyen birisi, (bir bardak şarap içmek günah sayılmaz) dese küfre girer. Yahut, (Herkes açık geziyor, ne oluyor, biz de geziyoruz, herkes içiyor, biz de içiyoruz, sarhoş olmadıktan sonra ne zararı olur) diyerek haramı önemsiz saymak küfür olur

Allahü teâlânın gazabı günahlar içinde saklıdır. Bir günah yüzünden büyük azaba maruz bırakabilir. Yüz bin sene ibadet eden iyi bir kulunu, sonsuz olarak Cehenneme koyabilir. Mesela yüz bin sene itaat eden İblis, kibrederek secde etmediği için sonsuz olarak Cehennemlik oldu. Âdem aleyhisselamın oğlu, bir adam öldürdüğü için ebedi Cehennemlik oldu. Her duası kabul olan Belam-ı Baura, bir günaha meylettiği için imansız gitti. Karun zekat vermediği için malı ile helak oldu. O halde her günahtan kaçmaya çalışmalı. Hadis-i şerifte, (Çok küçük bir günahtan kaçmak, bütün cin ve insanların ibadetleri toplamından daha iyidir) buyuruluyor.

Günah işleyince de ümitsizliğe kapılmamalı, hemen tevbe etmelidir. Mümin hem Allah’ın rahmetinden ümidini kesmemeli, hem de Ondan çok korkmalıdır. Hadis-i şerifte (Müminin kalbinde korku ile ümit varsa, Allahü teâlâ onu umduğuna kavuşturur, korktuğundan da emin eder) buyuruldu. Yani bir mümin, Allah’ın azabından korkar, rahmetinden de ümidini kesmez, haramlardan kaçıp ibadetlerini yapmaya çalışırsa Cennete gider

Bir insan ne kadar büyük günah işlerse işlesin, Allah’ın rahmetinden ümidini kesmemelidir. Hatta azılı bir kâfir bile tevbe edip “La ilahe illallah Muhammedün Resulullah” dese, bütün günahları affolur, tertemiz bir insan olur. Yani dünyada iken Allah’ın affetmediği günah yoktur. Tevbe edince şirki yani kâfirliği de affeder. Öldükten sonra artık kâfirlere af yoktur. Kur’an-ı kerimde, (Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin, Allah bütün günahları affeder) buyuruluyor

Allahü teâlânın rızasının ve gazabının hangi işte, hangi sözde olduğunu bilmeyiz. Bu bakımdan hiçbir sözü, hiçbir iyiliği ve kötülüğü küçük görmemelidir. Cenab-ı Hak, rızasını iyilikler içinde, gazabını da günahlar içinde saklamıştır. Önem verilmeyen bir günah, Allah’ın gazabına sebep olabilir. Onun için sözümüze dikkat etmeliyiz. Atalarımız, (Söz var iş bitirir, söz var baş yitirir) demişlerdir.

İbadet yapmamak, günahlardan kaçmamak insanın kalbini karartır, zamanla küfre sokar, kâfir olur. Günahların hepsi Allah’ın emrini yapmamak olduğundan büyüktür. İbni Münkedir hazretleri ölüm döşeğinde ağlıyordu. Sebebini sordular. “Kasten büyük bir günah işlemedim. Önemsiz saydığım küçük bir günah, Allah’ın gazabına sebep olduysa diye korktuğum için ağlıyorum” dedi. İşte böyle korkular müslümanın kurtuluşuna sebeptir. Çünkü hadis-i şerifte, (Allahü teâlâ, kıyamette buyurur ki: “Dünyada iken bir gün beni hatırlayıp ananı, benden bir kerecik korkanı, Cehennemden çıkarın”) buyuruldu.

Çok önemli tembih Erkek olsun, kadın olsun, her Müslümanın, her sözünde, her işinde, Allahü teâlânın emirlerine, yani farzlara ve yasak ettiklerine yani haramlara uyması lazımdır. Bir farzın yapılmasına, bir haramdan sakınmaya önem vermeyenin imanı gider. İmansız kimse, kabirde azap çeker. Ahirette Cehenneme gider. Cehennemde sonsuz yanar. Af edilmesine, Cehennemden çıkmasına imkan ve ihtimal yoktur. Küfre düşmek çok kolaydır. Her sözde, her işte küfre düşülebilir. Küfürden kurtulmak da çok kolaydır. Küfrün sebebi bilinmese dahi, her gün bir kere, Ya Rabbi, bilerek veya bilmeyerek küfre sebep olan bir söz söyledim veya bir iş yaptım ise, pişman oldum. Beni affet diyerek tevbe etse, Allahü teâlâya yalvarsa, muhakkak affolur. Cehenneme gitmekten kurtulur. Cehennemde sonsuz yanmamak için, her gün muhakkak tevbe etmelidir. Bu tevbeden daha önemli bir vazife yoktur. Kul hakkı bulunan günahlara tevbe ederken, bu hakları ödemek ve terk edilmiş namazlar için tevbe ederken, bunları kaza etmek lazımdır

iSLamYoLum.Com © 2009  - Bay KuRSuN   iSlami Sohbet | iSlami Chat | Dini Sohbet | Dini Chat | iSlamiSohbet | Chat | Sohbet | iSlam | Sitemap